Zaman Tünelinde 1922 Konyaspor

Zaman Tünelinde 1922 Konyaspor

 
ATİKER KONYASPOR KÖKLÜ TARİHİNE SAHİP ÇIKTI
Milli mücadele takımı olarak 22 Haziran 1922’de Siyah-Beyazlı Gençlerbirliği ile atılan temel, 3 Temmuz 1923’de Yeşil-Beyazlı İdmanyurdu’nun da tesisiyle perçinlendi. 1981 birleşmesine kadar, iki ayrı bedende kanat çırpan Çift Başlı Anadolu Kartalı’mız yeniden köklü tarihine kavuştu: 1922 Atiker Konyaspor.



Konya Sporu'nun köklü geçmişi
TAKDİM
Konyaspor'un kaynağı 1910'ların Matbuatgücü'dür. Milli Mücadeleye büyük destek veren Babalık gazetesinden ilk idarecileri, yazarları, teknik ekibi, muhabirleri ve devamında Konya spor yazarlığına da ışık tutacak kadrosuyla şehrimizde sporun da ilk kıvılcımını yaktılar. 1922'deki Siyah-Beyazlı Gençlerbirliği'dir ilk kuruluş kökümüz. Hemen ardından 1923'de kök salan Yeşil-Beyazlı Konya İdmanyurdu ile kuruluşumuzu bir çift kökle perçinledik. 1960'lı yılların ortalarına kadar kulübümüz iki farklı renk, bir çift bedende Çift Başlı Kartal misali şehir rekabetini, bir başka deyişle Konyaspor Derbisi'ni yaşattılar. 1980'lerin başına kadar III. ve II. liglerde kanat çırptık. 1981 birleşmesinin ardından 1988'de Süper Lig'e taşındık. İnişli çıkışlı bir serüven takip ederek 2015-16 sezonunda zirveye kanatlandık. Son sezon ligi 3. tamamlayıp, UEFA Avrupa Ligi'yle 'Uluslararası Kulüp' hüviyeti de kazanan Yeşil-Beyazlı kulübümüz, şimdi köklü tarihini armasına taşıyor. Siyah-Beyazlı Gençlerbirliği, Yeşil-Beyazlı İdmanyurdu, Siyah-Beyazlı Konyaspor ve devamında Kombassan Konyaspor, Torku Konyaspor ve şimdilerde de Atiker Konyaspor adıyla sportif mücadelesini sürdüren Konyaspor'un tarihini, spor araştırmacılığı ve tarihi konusunda 10 bin parçalık spor kütüphanesi ve yurt çapında liyakat sahibi spor yazarı hemşerimiz Ömer Altay'a yıllar öncesinden sipariş vermiştik. Kulübümüzün 3 ay önceki Yüksek Divan Kurulu'nda davet edilip, üstadımız Nail Bülbül'le birlikte görüşlerini, "1981 birleşme tarihi'dir. Esas itibariyle Konyaspor'un armasına 1920'li yıllardaki kök kuruluş tarihimiz işlenmelidir" şeklinde beyan eden Altay, yıllardır uğraşıyor, derin çalışmalarını tamamlama noktasına geldi. Kuruluş tarihimizi 1922'ye getireceğimiz bu tarihi Genel Kurulu'muzda TSYD Konya Şubesi nezdinde, Konyaspor Tarihi'nin özet akışını takdim ettik. Genel Kurulumuz ve 1922 kuruluş kararımız, başta Atiker Konyaspor Kulübü Başkanı Sayın Ahmet Şan, yöneticilerimiz, Divan Heyeti'miz olmak üzere, üyelerimiz, teknik ekibimiz, taraftarlarımız ve tüm camiamıza hayırlı olsun.
TSYD Konya Şubesi Başkanı
RECEP ÇINAR      
Atiker Konyaspor’un 2022 vizyonu
Atiker Konyaspor Kulüp Başkanımız Ahmet Şan’ın, Olağanüstü Genel Kurulun ardından delegelere hitabında, “Son 3 sezondur Türk futboluna damga vuran takımımızın ve camiamız önemli başarıları hak etti. Anadolu'dan tekrar bir şampiyon çıkacaksa o da Konyaspor'umuz olmalı” ifadesinde vurguladığı gibi 1922 kuruluşlu Atiker Konyaspor’umuz, şimdi 2022’de şampiyonluk vizyonuna sahip. Yine Şan’lı Konyaspor’da, altı çizilen daimi iki temel hedefimiz var: İlki; Konya şehrini, Konya ismini tanıtmak; ikincisi de Konya'mızın gençlerine sporu sevdirmek. Konyaspor camiasının kuruluşumuzu 1922 olarak ilan ettiği bu tarihi oturumda, 1900’lerden bu yana Konya’da spor ve Konyaspor’un Tarihi’nin özet akışı, 10’ar yıllık periyodlarda TSYD basılı dökümanteri olarak sunuldu. Spor tarihçisi hemşerimiz Ömer Altay’ın kaleminden sunuyoruz. 

1900'LER  
Şehrimizde ilk futbol topunun yuvarlanışı
6 bin yıllık geçmişiyle, Türk, Rum ve Ermeni nüfusumuzu birlikte barış ve huzur ortamında yaşatan tarihi sosyo-kültürel havzamız Sille, Aleaddin Tepesi, şehrimizin mektep ve medrese bahçelerinde yuvarlandı ilk futbol topu. İlk hakemlerimizin Silleli olması, futbol topunun bu tarihi yerleşkemizde yuvarlanmış olabileceği hususunu da işaret ediyor. İhsaniye'deki Ebuziya Köşkü bahçesi de, şehrimizde ilk futbolun oynandığı yerlerden biri kabul edilir. XX. yüzyılın ilk yıllarında şehrimizde topun ilk koşturulması ve iptidai de olsa futbol olayının başlatılması olgusunun daha aydınlatılması için, geçmişin giz perdesini biraz daha aralamamız lazım.
1910'LAR 
Futbolumuzun çıkış kaynağı: Matbuatgücü
Milli mücadeleye destek veren Babalık gazetesi idarecileri ve çalışanlarının futbol topunun peşinde koşmaları. Kendilerine Matbuatgücü takımı adını vererek, şehrimiz ve Konya TSYD'nin öncü topçuları oldular. Kayalıpark ve Aleaddin Tepesi'nde yaptıkları maçlarla, Konya'nın ilk resmi kulüplerinin kaynağı oldular. Okul talebeleri ve askeri birliklerin de aralarındaki maçlarda topun peşinden koşturmaları, şehrimizde futbolun küçük çaplı da olsa tanınmasını sağlıyordu. Özellikle 1910'u yılların sonundan itibaren Milli Mücadeleye büyük destek veren Babalık gazetesi (Matbuatgücü) hareketi, Konya'da futbolun ilk temel açılımı oldu.   


1920'LER 
Bir çift kökümüzle Konyaspor'un kuruluşu
Konya Müslüman Gençler Derneği'nin İdmanyurdu Spor Kolu'nu tesisi (Mart 1920). Matbuatgücü kaynağından Konya Gençlerbirliği'nin kuruluşu (22 Haziran 1922) hemen bir yıl ardından Konya İdmanyurdu Kulübü'nün tesis edilişi (3 Temmuz 1923). Böylece 1981'deki birleşmeye kadar Çift Başlı Kartal misali iki ayrı kulvarda mücadele eden Konyaspor'un kuruluşu (1922). Konya merkezden giden 4 futbolcumuzun da katılımıyla, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının huzurunda oynadığı, Kurtuluş Savaşı'nda Büyük Taarruz'un stratejisinin çizildiği tarihi maç da çok özel bir öneme haizdir. (Temmuz 1922, Akşehir).   
1930'LAR
Kulübümüze ilk tesisi Atatürk kazandırdı
Konyaspor'un nüvesi Gençlerbirliği ve İdmanyurdu'ndan sonra Selçukspor'un kuruluşu (1927). 1932 Türkiye Şampiyonası'nda final yolunda en rekabetçi maçı, Yeşil-Beyazlı Konya İdmanyurdu ile İstanbulspor arasında oynandı. Bu müsabaka, bir Anadolu takımının (Konyaspor), İstanbul Futbolu'na meydan okuduğu tarihteki ilk maç olarak kayıtlara geçti. 3-2 galip götürdüğümüz maçı, uzatmalarla 4-3 yenik kapatmasaydık, muhtemelen ilk şampiyonluk da Konya'ya gelecekti (1932, İzmir). İdmanyurdu'nun Çankaya önünde harika futbolunun ardında, Ankara'ya daveti ve Atatürk'ün, kulübümüzün ilk tapulu mülkü olan sahayı Konyaspor'a kazandırması. İlerde, bu sahanın satış geliri Konyaspor Kulüp binasının da yeraldığı iş merkezine dönüşecektir (1934).Bu dönemde şehrimizde futbol Ebuziya Köşkü behçesi, Çamlıbahçe, Musalla civar ve ardından Yurt Sahası'nda oynandı (1930'lar).
1940'LAR
Sporda Selçuklu, Meram, Karatay taksimi
II. Dünya Savaşı'nın hüküm sürdüğü 1940'lı yılların başında, Konya merkez üç bölgeye ayrılarak, mevcut 3 kulübümüzün çalışma alanı olarak tahsis edildi. İdmanyurdu'nun yeri belliydi, kendi tapulu arazisi olan Yurt Sahası'nda kaldı ve civar semt gençlerinin de bu sahadan faydalanması sorumluluğunu yüklendi. Gençlerbirliği, İstasyon semtindeki Kültürpark Sahası'na konuşlandırıldı. Selçukspor'un ise Türbe semtinde Kışla Sahası'ndan yararlanması kararlaştırıldı. Şehrin merkez ilçelere taksimi, böylece ilk olarak 1940'lar Konya'sında sportif yapılanma ile oldu. Bugünkü merkez ilçelerimiz idari coğrafyasını yansıtırcasına Selçuklu Yeşil-Beyazlı İdmanyurdu'na, Meram Gençlerbirliği'ne, Karatay da Selçukspor'a verildi. 
Konya Muhteliti ile fiili Konyaspor sahnede
Bu yıllarda Gençlerbirliği - İdmanyurdu futbolcularından oluşan Konya Muhteliti (Karması) çevre illerimiz Ankara, Adana, Mersin, Afyon, Eskişehir'le sıkça futbol temasında bulundu. Adı 'Muhtelit' olsa da bu, futbol sahalarında Konyaspor'un (Gençlerbirliği-İdmanyurdu) tek vücut olarak çıktığı futbol müsabakalarıydı bunlar. Siyah-Beyazlı Gençlerbirliği ile Yeşil-Beyazlı Konya İdmanyurdu arasındaki karşılaşmalar büyük rekabete sahne oluyor, bir anlamda futbolcularımız iç bünyede 'Konyaspor derbisi' yaşatıyordu. Karşılıklı maçlarda birbirlerine rakip olan kramponlarımız, Konya Muhteliti (Karma) maçlarında ise kenetlenip Konya Futbolu'nu (Konyaspor) başarıyla temsil ediyordu.
1950'LER
66 yıllık tarihi Stadyum'umuzun tesisi
Konya Büyükşehir Atatürk Stadyumu 1950 yılında hizmete açıldı. Zamanla tesis edilen ek saha, salonlar, havuz ve kortları ile Türkiye'nin örnek spor kompleksi haline dönüştü. 66 yıldır Konya’nın tarihi kent kültürü kimliğine de hizmet eden Konya Şehir Stadyumu'nda, Türkiye’nin ilk bisiklet pisti de (velodrom) yeraldı. Sadece spor müsabakaları değil, milli bayramlarımıza ve konser gibi pek çok sosyal faaliyete de sahne olan spor kompleksimiz Konyalı hemşerilerimizin nice hatıralarını barındırır.  
Gençler-İdmanyurdu arasında dayanışma
Konya Futbolu'nda, 1920'lerden itibaren İdmanyurdu-Gençlerbirliği arasında rekabetin (Konyaspor derbisi) yanısıra, aynı oranda da gizli bir dayanışma süregeldi. Çiftbaşlı Kartal kendisiyle didişir gibi görünse de, sporcu kaynakları ile içli-dışlı bir birliktelik de mevcuttu. Gençlerbirliği'nin sembol ismi Nuri Yenal, bir kaç sezon İdmanyurdu'nun yeşil-beyazlı formasını sırtına geçirip Gençler'e karşı mücadele etti. Yine Nuri Yenal, 1950'lerin ikinci diliminde takımı zafiyet yaşayınca, İdmanyurdu'nun eski bir insan kaynağından destek aldı. O sıralarda Konya dışında bulunan İdmanyurdu'nun eski futbolcusu Mehmet Şan, yeniden şehre getirilip Gençlerbirliği'nin teknik komutası teslim edildi ve Siyah-Beyazlıları 1956-57 sezonu Konya Şampiyonu yaptı (1957).
İlk yabancı takımların Konya'yı ziyareti
1950'li yıllarda Konya'ya gelerek özel maç yapan ilk yabancı takım, ilginçtir Pakistan Milli Takımı'ydı. Şehrimize ayak basan ilk Avrupa kulüp takımı ise Avusturya'nın Sturm Graz ekibi olacaktı. Sturm Graz'ın Konya Karması (Konyaspor) ile yaptığı mücadele 2-2 berabere sonuçlandı (9 Ocak 1955). 1956 yılının Haziran ayında da, yaklaşık 60 yıl önce gelen Belçika'nın Charleroi takımı ise evimizde iki maça çıktı. Konya Şekerspor'u 3-0 mağlup eden Belçika ekibini, eski stadımızda sahnelenen maçta  Şeker Fabrikaları Karması ise 1-0 mağlup etmeyi başardı. Üç yıl sonra bu kez İsveç’in Juniasse takımı şehrimizi ziyaret etti. 1959 yılında oynanan Konya Gençlerbirliği-Juriasenne maçında da, İsveçli konuğumuz sahadan 1-0 galip ayrıldı (1959). 
1960'LAR
1963'de Milli Lig'e katılım ıskalandı
Yaygın olarak bilinenin aksine Konyaspor'un Türkiye Milli Ligi'ne katılması yolunda ilk teşebbüs 1965 değil, iki yıl öncesine dayanıyor. 1963 Haziran'ında Konya'ya gelen dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, İdmanyurdu ile Gençlerbirliği'nin şehrimizi temsilen Konyaspor adıyla Türkiye Ligi'ne katılacağını belirtiyordu. Ancak, bu yönde kararlı bir adım atılamadığı için malesef Konyaspor, bir kaç sezon daha Gençlerbirliği ve İdmanyurdu olarak şehrimizin iç rekabet sahnesinde oynamaya mecbur edildi. Oysa 1963'de Bursaspor gibi bazı Anadolu takımları 2. Türkiye Ligi'ne alınmış, Konya Futbolu yine haksızlığa uğramıştı (7 Haziran 1963, Konya). Futbol Federasyonu'nun o günlerde yayımladığı ek kararında sarfedilen son cümle ile, 1964-65 sezonu için de Konyaspor'a (Konya Gençlerbirliği - Konya İdmanyurdu) Milli Lig kapılarının kapatıldığı da ifade ediliyordu!..
Profesyonel liglere bir çift merhaba
Çift başlı Konya Kartalı'ndan Yeşil-Beyazlı İdmanyurdu profesyonelliğe kanat çırpmak için Konya Ligi'nde mücadelesini sürdürüp gün sayarken, gövdenin diğer başı siyah-beyazlı Gençlerbirliği iskeletinden Konyaspor oluşumu ile profesyonelliğe uçuverdi. Dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, bazı dayatmalarla birleştirici bir uslup sergilemekten uzaktı. Konya, mevcut spor tesisleri ve Gençlerbirliği - İdmanyurdu iç rekabetinde çok güçlü bir sportif insan kaynağıyla pek çok şehrimizin önündeydi. Konyaspor, profesyonel ligde temsil edilmeyi çok daha önce haketmişti. O günlerdeki aceleci tutumuyla, tek takım olarak "Konyaspor" dinamiğinin kuruluşuna zemin hazırlayamayan Apak Federasyonu, Konya Futbolu'nun gelişimini 15 yıl rötara uğrattı.1981'de tek bünyede birleşinceye kadar bazen aynı, bazen farklı kulvarlarda İdmanyurdu ve Konyaspor adıyla yarışan Konyaspor'un bu ilk profesyonel deneyimi şehirde büyük heyecan yaşatacaktı. 1965-66 sezonunda Gençlerbirliği nüvesinden Siyah-Beyazlı Konyaspor, 1967-68 sezonunda da Yeşil-Beyazlı Konya İdmanyurdu profesyonel liglere katılırken, bu iki ekibimiz (Çift Başlı Kartal) her hafta dönüşümlü olarak taraftarımızın huzuruna çıkıyordu.
1970'LER
Yeşil-Beyazlı Grup'ta çifte şampiyonluk
Profesyonel liglere yeni kulüplerin katılımıyla; Yeşil, Beyaz, Mavi, Kırmızı olarak nitelenen dört ayrı kulvarda sahnelenen 1970-71 sezonunda, ilginçtir Konya İdmanyurdu Yeşil, Konyaspor ise Beyaz grupta yeralıyordu. İki kökümüzün Türkiye 3. Ligi Yeşil-Beyazlı gruplara dahli, 1970'lerin başında bile renk bütünleşmesinin işaretiydi!.. Daha da önemlisi, Yeşil-Beyaz-Siyahlı Konyaspor'umuzla, Dünya Futbol Tarihi'nde ilk ve tek olan çifte lig şampiyonluğumuzdu... Konya Futbolu, 1970-71'de dünya tarihine geçen müstesna bir sezon yaşadı. Yeşil-Beyazlı Konyaspor'umuzun bir çift bileşeni olan Konyaspor ve Konya İdmanyurdu gruplarında şampiyonluğa koşarken bile denkliği korumayı başarıp, ipi 46'şar puanla en önde göğüslediler!.. Yeşil ve Beyaz gruplarda eş zamanlı elde ettiğimiz bu zafer; bir kulübün (Konyaspor) aynı sezonda elde ettiği emsalsiz çifte lig şampiyonluğu ile Dünya

Spor Tarihi'ne geçti. 
Taraftarımızın estirdiği birleşme rüzgarları
1971-72, Konyaspor'un, iki ayrı grupta bir çift takımla 2. Ligde temsilinin başladığı sezondur. 2015'e kadar Konyaspor'umuzun kulüp binası olarak kullanılan Zafer'deki lokal ve dükkanlar 1972 yılbaşında teslim alınıyordu. Ordinaryüs Lefter gibi namlı teknik adamlara da işbaşı yaptıran Konyaspor ve Konya İdmanyurdu, şampiyonluk yarışının aktörleri olamıyordu. Hemen her futbol mevsiminde Şems Tebrizi, Mevlana Müzesi ziyaretleri, Meram Tavusbaba gezisi ve stadyumda gösteriler ile zengin sezon açılışları yapan Çift Başlı Kartal'ımız son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde kalamıyordu. 1970'lerin ilk demlerinde şehrimizde taraftarımızın öncülüğünde birleşme rüzgarları estiriliyordu. 1974-75 sezonunun başında da, taraftarlarımız Çift Başlı Kartal'ın tek bayrak altında birleşmesi için dev bir kampanya başlatıyor ve Mevlana'dan Anıt'a büyük birleşme yürüyüşü yapılıyordu. Ancak bir türlü sonuç alınamıyordu. 1970'lerin sonlarına gelinirken, maddi gelir kapıları tıkanıp, elindeki asları rakiplerine kaptıran Konyaspor - Konya İdmanyurdu için birleşme, kaçınılmaz bir hal alıyordu.
1980'LER 
Çift başlı Kartal'ımızın tek vücut olması
1980'lerin başında Konya Futbolu'nda yaşanan tıkanma 1980-81 sezonunda tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilirken, artık kati birleşme için düğmeye basıldı. 12 Eylül İhtilali'nin ardından askeri yönetim işbaşındaydı. II. Ordu Komutanlığı, Vali, Belediye mülki amirler ve hepsinden önemlisi tüm Konya halkı birleşme için ısrarcıydı. Bu ortamda 1922 doğumlu Gençlerbirliği nüvesinden 1965'de profesyonellik platformuna taşınan Siyah-Beyazlı Konyaspor ile 1923 doğumlu Yeşil-Beyazlı Konya İdmanyurdu'nun birleşme kararı alındı. 1981 birleşmesinde takımımızın adı Konyaspor, renkleri de Yeşil-Beyaz oldu. İsim ve renk belirlenmesinde, saygın bir denge gözetiliyor, Yeşil-Beyazlı Konyaspor'la tek vücut oluyorduk. Lakin bu birleşme resmi kayıtlarda tescil edilirken, 1920'li yıllara inen köklü geçmişimiz budanıyor ve vahim bir hata yapılarak armamıza 1981 tarihi işleniyordu!..
 1981 köklü Konyaspor'umuzun kuruluş değil, birleşme tarihidir.
1988'de şampiyonluk ve Süper Lig'deyiz
1981 birleşmesinden sonra Arda Vural, Kadri Aytaç, Nevzat Güzelırmak gibi antrenörlerle Süper Lig kapısını zorladık. Ancak puan ve hatta gol averajıyla kaçırdığımız şampiyonluklarla bir dizi düş kırıklıklarımızın ardından, nihayet 1987-88 sezonunda mutlu sona ulaşabildik. Bekir, Suat, Karaliç, Baliç, Nasır, Salih ve Cemal gibi üst düzey kramponları biraraya getiren yönetim, teknik patronluğu da Özkan Sümer'e teslim ederek başlattığı sezonda bu kez hedefe ulaştı. Zeytinburnu, Bakırköy, Kuşadası ve Göztepe gibi takımlarla giriştiğimiz şampiyonluk yarışında, ilk haftalardan sonra atağa kalkan Yeşil-Beyazlı ekibimiz ligin sonun beklemeden şampiyonluğunu ilan ediyordu. Yıllardır peşinde koştuğumuz Türkiye Birinci Ligi'ne (Süper Lig) yükselerek, kademe atlayan Konyaspor, artık yeni hedeflerin peşinde koşacaktı.
1990'LAR 
Süper Lig bambaşka bir platform
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın domine ettiği Türkiye Birinci Ligi (Süper Lig), bambaşka bir platformdu. Galibiyete '3 puan' sistemine geçildiği bu dönemlerde beraberliğe '1 puan'ın da fazla bir efektif değeri kalmamıştı. İkinci Lig'de kaybettiğimiz puanlara yanarken, Birinci Lig'de (Süper Lig) toplayabildiğimiz puanları sayıyorduk. Kadrolarımıza her sezon takviyeler yapıyor ve meşin yuvarlağı ligde tutunabilmek için koşturuyorduk. Şampiyonluk uzak hedefti ve hayalini bile kuramıyorduk. Bu işleyişte, maddi yetersizliklerle de yüzleşilince Konyaspor makinası tutukluk yapıyor ve küme düşmemiz kaçınılmaz oluyordu. Konyaspor, 1988 de yükseldiği süper ligde ilk 4 sezonun hepsinde düşme korkusu yaşamasına rağmen ligde kalmayı 4 seferde başardı. Ancak her defasında kan kaybediyor, erozyona bir türlü set çekemiyorduk. 
1993'de küme düşme acısını yaşadık
Konyaspor, Birinci Lig'deki (Süper Lig) 5. sezonu olan 1992-93 futbol mevsiminde ligde kalmayı başaramadı. Kadrosundan o sezon öncesi Salih Eken ile Lugusiç Kayserispor'a, Suat Kaya Galatasaray'a, Nedim, Kayhan ve Sinan gibi golcülerimiz de alt lig takımlarına transfer olmuştu. O sezon Konyaspor, Adanaspor'dan Jarabek'i transfer ederek gündeme oturmuştu.  Ancak Jarabek, Ali Rıza beklenen üretkenliği gösterememiş, gollerini atamamıştı o sezon! Ara transferde Bursa'dan Mümin, A.Demir den Ercan, Beşiktaş'tan Metin 3 ile Trabzonspor dan kaleci Petranoviç gelmesine rağmen takımımızı ligde tutamadık. Tribünleri tıklım tıklım dolduruyorduk, lakin bu yoğun taraftar desteğinin karşılığını sahada göremiyorduk.  Galatasaray'dan 8, Beşiktaş'tan 7, Bakırköy'den 5 yiyen takımımız iyice eriyor, henüz ikinci devrenin başında bu ligde misafir olduğumuzu belgeliyordu. Türk futboluna sadece Tolunay Kafkas, Levent Devrim ve Sertan Eser gibi genç değerleri takdim ettiğimiz 1992-93 sezonu Süper Lig'e elveda diyorduk. 1990'ların kalan bölümünde de, kademe, klasman, yükselme grupları, play-off ve ekstra play-offlar arasında sezonlar boyu didişip durduk.
2000'LER 
2003'de şampiyonluk tacını yeniden taktık
Milenyum'un ilk yıllarında, isimlerine eklediği Vestel, Yimpaş, Çaykur, Dardanel gibi güçlü firmaların mali desteklerinin sunduğu itici rüzgarlarla Süper Lig kapısını çalan kulüplere karşı, biz de ‘Kombassan Konyaspor’ olarak meydan okuyorduk. Üstelik bu defa işi transfer mevsiminden itibaren daha sıkı tutup, kaleci Metin Mert ve Galatasaray patentli Hamza Hamzaoğlu, Mustafa Kocabey gibi yüksek profilli yıldızları da kadromuza katarak yola koyulduk. Hüsnü Özkara’nın teknik yönetiminde oturduğumuz yörüngede; Sakarya, Erzurum ve Aydın’ı safdışı ettikten sonra, Fenerbahçe’yi de kupanın 2. kademesinde eleyerek dikkatleri üzerimize çektiğimiz bu unutulmaz sezonda, Rizespor, Akçaabat Sebatspor, Sivasspor, Sakaryaspor ve Kayseri Erciyesspor’a karşı giriştiğimiz şampiyonluk maratonunu, 34 maçta 68 puana ulaşarak en önde göğüsledik. Evimizde Gümüşhanespor (2-0) siftahı ile başlayıp, Erzurumspor (5-2) farkıyla mutlu sona ulaştığımız 34 haftalık sezonda, 8 beraberlik ve 6 mağlubiyetimize mukabil, tam 20 maçtan zaferle ayrılarak şampiyonluğu tartışmasız hak ediyorduk. 
Tevfik Lav’ın ateşi yüreğimizi yaktı!..
Tekrar boy gösterdiğmiz Süper Lig’de bir dolu transferle kadromuzu kaleden forvete revizyondan geçirdik. Kale pozisyonuna Kamerunlu Ali Uyanık, Özden Öngün, savunma bloğuna Ogün Temizkanoğlu, Oumar Dieng, orta alana Altan Aksoy, hücum hattımıza da Zafer Biryol ve Tayfun Türkmen gibi namlı kramponlarla yaptığımız transfer yüklemeleri ile Süper Lig’le baş edebilecek bir kadro inşa ettik. Açılışta Trabzonspor'a (3-3), deplasmanda Elazığspor’a (0-0) takıldıktan sonra yörüngemizi bulmaya çalıştık. Hüsnü Özkara ile başladığımız 2003-04 sezonunda, tek maçla nöbeti devralan Mehmet Yıldırım’ın ardından, Tevfik Lav’ı Konyaspor teknik yönetiminin başına getirdik. Lakin, Lav’ın teknik kapasitesi değil, ömrü sezonu çıkarmaya yetmedi!.. Trafik kazasında hayatını yitiren Tevfik Lav’ımızın acısı, ateşi yüreğimizi yaktı. 
Konya'da her gol Zafer Biryol’a çıkar
Kemal Özdeş’in teknik direktörlüğünde tamamladığımız sezonda, 10 galibiyet, 14 beraberlik ve 10 mağlubiyetlik bir performans sergiledik. 2003-04 sezonunda Konyaspor’da golün adı Zafer Biryol’du. Nasıl ki Konya’da her yol Zafer’e çıkarsa, her gol de Zafer Biryol’a çıkıyordu. Yeşil-Beyazlı ekibimize attığı mükemmel gollerle büyük katkılar sunan, sezon sonunda da tam 25 gole ulaşan Zafer Biryol’umuz Süper Lig’de Gol Kralı unvanını elde eden ilk futbolcumuz olarak tarihe geçti. Bir tarafta Tevfik Lav’ın acısı, öbür tarafta Zafer Biryol’un kıvancı. İşte hayat böyle bir şeydi… Bu dramatik lig maratonunda 34 maçta topladığımız 44 puanla 11. sırada yeraldık. 
Arayı soğutmadan Süper Lig’e tırmandık
Corner, Patalya, Kızılcahamam gibi turnuvalarda, yüklü hazırlık maçlarıyla sezonu geçiren Konyaspor, 2003-04 maratonuna ekibimizi eski dönemde  Süper Lig’e taşıyan Hüsnü Özkara ile başladı. Transfer döneminde alınan bazı futbolcular taraftar nezdinde, yaş haddine takılıyordu. Özkara, “Ben hepsine kefilim” toptancılığı ile inanç pompalarken, Karabük, Buca, Adana, Altay, Karşıyaka, Giresun gibi iri bütçelerle ciddi yatırımlar yapılmış rakipler arasından gerçekten sıyrılabilecek miydik!.. Sezona diri başladık, ancak özellikle ikinci yarıda arzuladığımız golleri ve skoru üretemez olduk. Özkara ile Konya’nın muhabbetine diyecek yoktu, ancak puan cetvelinde aşağılara kayarken play-off bile riske edilebilirdi. Kan değişikliğine gidildi. Önce Fuat Yaman, olmadı Ziya Doğan… Sezonun ana tablosunda, 15 galibiyet, 10 beraberlik ve 9 yenilginin 55 puana tahvili ile 6. sırada yer bulabilmiş ve son kontenjandan kendimizi Yükselme Grubu’na atabilmiştik. Ziya Doğan yönetimindeki Yeşil-Beyazlı ekibimiz savunmada dirençli, ofansta yürekli mücadeleler çıkararak önce Adanaspor’u (3-1), ardından Karşıyaka’yı (1-0) devirdi. Altay’la oynadığı dev final için, hava, kara, demiryoluyla onbinlerce Konyalı İstanbul’a tarihin en yoğun sivil çıkarma harekatını yaptı. Çifter galibiyetle Altay’ın karşısına çıkıyor ve beraberlik bize yetiyordu. Bu dev maçı, 2-2 beraberlikle biz kazandık!.. Arayı hiç soğutmadan tekrar Süper Lig’e tırmandık.
Bu kez de Branimir Poljac yüreğimizi yaktı
Konyalı’nın dilinden düşmeyen bir tevekkül tekerlemesidir: İki iyiliksiz bir dünya… Adanaspor ve Karşıyaka’yı ekarte ettikten sonra, Birinci Lig play-off finalinde, İstanbul’da Konya gecesi yaşatan onbinlerce hemşerimizin itici gücüyle İzmir’in güçlü armadası Altay’dan da sıyrılan Yeşil-Beyazlı ekibimiz, hiç beklemeden Süper Lig’e transit geçiş yapmıştı. Amma velakin… Konyalı bu şampiyonluk sevincini buruk bir tatla yaşadı. 2010 Nisan’ında trafik kazası geçirerek felç olan Norveçli futbolcumuz Branimir Poljac’ın yaşadığı felaketin acısı içimizi hep sızlattı. Yönetim, teknik kadro ve taraftarlarımızla bilumum Konyaspor camiası olarak Poljac’ımıza sahiplendik. Hala da Poljac bizim evladımız, ebedi kadromuzun müstesna bir kramponudur. İşte bu zaferin ardından, şampiyonluğu kazazede futbolcumuza adadık, tüm dünyanın takdirini kazanan bir fikir geliştirip,  derhal eyleme dönüştürerek kupayı Poljac’a taşıdık… 
2009'un sonunda girdaba yakalandık
Konyaspor’da ne vakit teknik direktör enflasyonu hortlasa, o sezon tepetaklak olduğumuzun fotoğrafıdır. İşte bu trajedi, 2008-09 sezonunda bir kez daha sahneye konuldu. Raşit Çetiner’le çıktığımız yolda, Nevzat Dinçbudak aktarmasıyla Giray Bulak’a şans tanınıyor ve Yeşil-Beyaz bandıralı Konyaspor Gemisi su alıp alabora olurken de Ünal Karaman’ımızı kaptan köşküne oturtuyorduk. Beşiktaş’ın 71 puanla şampiyonluğa koştuğu sezonda, Kocaeli ve Hacettepe haftalar önce havlu atmıştı. Ligden düşecek son takım, Başakşehir, Ankara, Eskişehir, Antalya, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Denizli ve Konyaspor’u kapsayan çok geniş bir yelpazeye sahipti ki, bu girdaba bizim başarı zafiyetimizin yanı sıra, son haftalarda diğer maçların da kurgumuz dışında gelişmesi ile aniden biz yakalanıverdik. 10 galibiyet, 8 beraberliğe mukabil 16 mağlubiyetin eseriydi bu. 34 maçta 38 puan toplayabildik ve aynı puana sahip Gençlerbirliği ile Denizli’nin ikili averaj presi altında kalıp maalesef Süper Lig’den düştük.
2010'LAR
Şampiyonluk tadında play-off zaferi
2012-13 sezonunda Torku Konyasporumuzla, lig şampiyonluğu tadında bir play-off terfisi yaşadık. O yıl, hububat ambarı Konya'da rekoltenin, Ağustos hasatının yüksek olacağı öngörülüyordu. Bize yeşil-beyazlı futbol delikanlıları hasatı önceden yaşattı. Eskişehir'deki maç, play-off finali değil koskoca bir lig sezonunun ardından hasat gecemizdi. Konyaspor şehrin barometresi, moral kaldıracı, heyecanı, kıvancı. Torku Konyaspor, şehrimizin erken hasadı… Her maçın ayrı bir hikayesi vardır. Ancak, play-offlarda eşleştiğimiz Buca ile oynadığımız bir çift maç, futbolcuların şehri temsil etme yönünde nasıl bir sorumluluk taşıdıkları, yüreklerini ortaya koyduklarını en net özetleyen mücadelelerdi. Üç topun direkten dönecek, penaltıların verilmeyecek ve rövanşa 0-1'in kamburuyla gideceksin ve 'kazanacağız' diyebileceksin. Buca'da son yarım saate de 0-1 yenik giren Torku Konyaspor, teknik direktör Tütüneker'in taktik yüklemeleriyle destansı bir geri dönüş yaşattı.Manisa ile oynadığımız final, umduğumuzdan da kolay geçti. Hiç geriye yaslanmadan, açık, enerjik ve üretken bir futbol ortaya koyan 2013 model Torku Konyaspor delikanlıları, Konya'ya şampiyonluk tadında bir play-off zaferi armağan ettiler.Bu büyük başarı yönetim-taraftar-teknik kurmay ekibi ve futbolcuların eseridir. Bu emek bileşeninde, Ahmet Davutoğlu Bakanımız, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Konya Şeker ve Torku markası ile Konyaspor'a güç katan Recep Konuk, yerel yöneticiler ve fedakar işadamlarımızı da vitrine çıkarmak isteriz.Tabi ki Spor Genel Müdürü'müz Mehmet Baykan'ı da. 
'Milli Takım Şehri Konya' unvanı
Konya, A Milli Takımımıza tarihinde ilk kez 2015 Eylül'ünde evsahipliği yaptı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in şehrimize kazandırdığı 42 bin kişilik dünya harikası moderrn stadımız, milli takımı ağırlamamızda temel etken oldu. Şehrimize 2016 Fransa Avrupa Futbol Şampiyonası son eleme maçları için ayak basan Ay-Yıldızlı ekibimiz, Letonya, Hollanda ve İzlanda karşılaşmalarını seyircimizin olağanüstü destekleriyle oynadı. Şehrimize umut kırıntıları ile gelen A Milli Takımımızı, Konya'dan Fransa 2016 biletiyle alkışlarla uğurladık. A Milli Futbol Takımımızı şehre ayak bastıkları ilk andan, ayrılıncaya kadar milli ruhla destekleyen Konya halkı, Letonya ve Hollanda maçlarının ardından Türkiye Spor Kamuoyu'nun gündemine oturdu. TV ekranlarında ve sayfalarında maçları yorumlayan futbol eleştirmenleri, dakikalarca, sütunlarca şehrin milli takımı yürekten bağrına basışını ve maçlarda verdiği müthiş desteğe hayranlıklarını dile getirip iltifatlar yağdırdı. "Milli Takım Şehri Konya" ibaresi, tüm ulusal basın organlarının ortak klişesiydi. TFF'nin Letonya ve Hollanda milli maçlarının ardından, gösterilen misafirperverlik ve yoğun desteklerinden ötürü Konya şehrine teşekkür mesajı ile birlikte, son İzlanda milli maçını da vermesi, şehrimizin yönetim ve spor dinamiklerini haliyle çok mutlandırdı (Eylül 2015, Konya).
Şehrimizde ilk Milli Takım Sergisi
İlk iki milli maçın tecrübesiyle,son  İzlanda karşılaşması Konya ve Türk Milli Takımı tarihinde çok özel sayfa oldu. "Milli takım şehri" apoletini takan Konya, Ay-Yıldızlı milli takım kafilemizi yeni sürprizlerle bağrına bastı. Remzi Ay başkanlığındaki ASKF Konya, stad çevresini teknik direktör Fatih Terim ve futbolcularımızın dev posterleriyle donattı: Sen başarırsın, Yükseğe, daha yükseğe... Şehirdeki Milli Maç Hatıra Panosu'ndan sonra, Konya Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde, 1920'lerden bu yana tarihi milli takım fotoğrafları, resmi milli maç kitapçıkları, biletler gibi objelerden oluşan bir sergiyi dar zamanda İzlanda maçına yetişirdik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek'in talimatıyla, "1923'den 2015'e, Zaman Tüneli'nde A Milli Futbol Takımımız" sergisini açtık. Anadolu'da ilk kez Konya'da sahneye konan bu sergi, yurt çapında pek çok TV kanallarında ekranlara taşındı, gazete, dergi ve internet sitelerinde yayınlanarak, Konya'nın milli spor şehri olduğuna bir kez daha etkili vurgu yapılması sağlandı.
2016'da Avrupa’nın Yenilgisiz tek takımı
Aykut Kocaman'ın teknik komutasındaki Torku Konyaspor, 2016 yılında elde ettiği müthiş başarısı, Türkiye il sınırlarını da aşarak Avrupa'da yankılandı. Spor Toto Süper Lig’in 30. haftasında taraftarlarımızın huzurunda Rizespor'u da 3-1 mağlup eden Torku Konyaspor, Avrupa’nın 5 büyük liginde (İspanya La Liga, İngiltere Premier Lig, Almanya Bundesliga, İtalya Serie A, Fransa Lig 1) mücadele eden takımlar arasında kaybetmeyen tek takım oldu. Bu alanda Almanya’nın güçlü ekibi Borussia Dortmund ile yarışan Torku Konyaspor, 2016 Nisan'ındaki Liverpool - Dortmund maçını Liverpool’un kazanmasıyla beraber 2016 yılında çıktığı tüm resmi maçlarda 'Yenilmeyen Tek Avrupa Takımı' olma başarısını gösterip, futbol dünyasında da adından sıkça sözettirdi.
Şan'lı Konyaspor, Kocaman karakter...
En son 2015 Aralık ayının 27’sinde İstanbul'da Beşiktaş’a yenilen Yeşil-Beyazlı ekibimiz, o tarihten sonra 7’si Ziraat Türkiye Kupası ve 13'ü Spor Toto Süper Lig karşılaşması olmak üzere tam 20 resmi maçta yenilgi yüzü görmedi. Aykut Kocaman’ın talebeleri çıktıkları 20 karşılaşmanın 16'sını kazanırken 4’ünde berabere kaldılar. 2016-17 sezonunda, tarihinde ilk kez UEFA Avrupa Ligi'nde de kanat çırpmaya başlayan  Yeşil-Beyazlı Anadolu Kartalı'mız, Spor Toto Süper Lig’in son 7 haftasında 19 puan toplayarak 18 takım arasında en fazla puan toplayan takım olma başarısını da gösterdi. 
Torku Konyaspor'un, "Avrupa'nın Yenilgisiz Tek Takımı" unvanı, 20 Nisan 2016 günü Konya'daki Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe (0-3)  ile oynadığı yarı final ilk maçına kadar sürdü. Spor Toto Süper Lig'de 2016 yılında bileği bükülmeyen Konyaspor'un 13 maçlık yenilmezlik serisi ise, deplasmandaki 31. hafta maçında Antalyaspor karşısında Etoo'nun tek golüyle alınan 1-0'lık mağlubiyetimizle son buldu. Yenilmezlik serimizin nihayetlenmesinin ardından, Torku Konyaspor teknik direktörü Aykut Kocaman'ın yorumu hayli ilginçti: Hiç bir kuş sonsuza kadar uçmaz!..
2. Yarının Şampiyonu: Torku Konyaspor 
Torku Konyaspor 2015-2016 sezonunda, 66 puanla üçüncü sırada tamamlayarak tarihi bir başarıya mührünü bastı. Özellikle ikinci yarıdaki olağanüstü performansı ile tüm Türkiye'nin hayranlığını kazandı. Süper Lig’in ikinci yarısında fırtınalar estiren Torku Konyaspor'umuz, maratonu Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin ardından üçüncü sırada göğüslerken, Galatasaray'a 15 puan fark attı. İkinci devredeki 17 maçında tam 40 puan toplayıp ve ikinci yarının istatistiksel şampiyonu olan Anadolu Kartalı, bu başarılı serisinde yönetim, teknik ekip ve taraftarlarımızın centilmenlikleriyle de büyük takdir gördü. Ligin ilk yarısında 17 maçta hanesine 26 puan yazdıran Yeşil- Beyazlı delikanlılarımız, lig maratonunun ikinci evresinde şahlanıp, oynadığı 17 maçta 12 galibiyet, 1 mağlubiyet ve 4 beraberlik elde ederek tam 40 puan biriktirdi. 2016'daki bu harikulade performans serimizde, futbolcularımız rakip fileleri 25 kez havalandırırken, kalemizde ise sadece 9 gole geçit verdik. 2015-2016 sezonunu 66 puanla üçüncü sırada tamamlayarak Avrupa Kupaları’na direkt gruplardan katılma hakkı kazanan Konyaspor, ligin ikinci yarısına damga vurdu. Bu sezon kırılmadık rekor bırakmayarak tarihe geçen Yeşil-Beyazlılar, Süper lig’de ikinci yarının şampiyonu oldu. 
Atiker Konyaspor'la Avrupa'ya merhaba
2016-17 sezonuna yeni ana sponsorumuz Atiker'in desteğiyle başladık. Yeşil-Beyazlı ekibimiz, Avrupa sahnesine de 'Atiker Konyaspor' adıyla adımını attı. Ülkemizin ilk kez üç takımla yer aldığı UEFA Avrupa Ligi'ndeki temsilcilerimiz Atiker Konyaspor'umuzun yanısıra Fenerbahçe ve Osmanlıspor da mücadele ediyordu.12 grupta 48 takımın boy gösterdiği UEFA Avrupa Ligi grup kuraları, Monaco'da çekildi. Turnuvada H Grubu'da yer alan Atiker Konyaspor'un rakipleri Shakhtar Donetsk (Ukrayna), Braga (Portekiz) ve Gent (Belçika) oldu. İlk Avrupa deneyimimizde hayli sert bir gruba düştük. Üstelik evimizde ilk maçı, grubun favorisi Ukrayna'nın Shakhtar Dpnetsk takımıyla yaptık. Shakhtar’a 1-0, deplasmanda Gent’e 2-0’lık mağlup olduk, iki büyük tecrübeden geçtik. Şimdi ilk gol, ilk puan ilk galibiyet hedefiyle yola devam ediyoruz.
 
Yorumlar
    Bu haberi için henüz yorum yapılmadı!
Yorum Yapın