Yılmaz Vural: “Avrupa’nın arkasında kalıyoruz”

Yılmaz Vural: “Avrupa’nın arkasında kalıyoruz”

SPOR CAMİASINI ÖĞRENCİLERLE BULUŞTURAN KONFERANSA KATILAN TEKNİK DİREKTÖR YILMAZ VURAL, “TÜRKİYE AVRUPA’NIN EN GENÇ VE DİNAMİK ÜLKESİ AMA HER KONUDA AVRUPALI GENÇLERİN VE MESLEKTAŞLARIMIZIN ARKALARINDA KALIYORUZ“ DEDİ.

Spor camiasını öğrencilerle buluşturan konferansa katılan Teknik Direktör Yılmaz Vural, "Türkiye Avrupa’nın en genç ve dinamik ülkesi ama her konuda Avrupalı gençlerin ve meslektaşlarımızın arkalarında kalıyoruz" dedi.
Nişantaşı Üniversitesi, Türkiye’de beden eğitimi ve spor eğitimcilerinin yetiştirilmesinin önemine dikkatleri çekmek ve aynı zamanda spor camiasını öğrencilerle buluşturarak onların deneyimlerini ve tecrübelerini aktarmasını sağlayacak bir konferans düzenledi. Maslak 1453 Neo Tech Campus içinde gerçekleşen seminere Teknik Direktör Yılmaz Vural, Galatasaray Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Ataman Güneyligil, beIN SPORTS Müdürü Melih Şendil konuşmacı olarak katıldı.

“Avrupa’nın hep arkasında kalıyoruz, 42 yıldır hiçbir şey değişmedi”
Konferanstan önce değerlendirmede bulunan ünlü Teknik Direktör Yılmaz Vural, Avrupa ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin hep ikinci sırada olduğuna değinerek, "Ülkemizde sporu nasıl geliştirebiliriz, nasıl daha iyi bir hale getiririz diye uğraşıyoruz. Türkiye Avrupa’nın en genç ve dinamik ülkesi ama her konuda Avrupalı gençlerin ve meslektaşlarımızın hep arkalarında kalıyoruz. Bu durum da toplumu incitiyor. Gönül istiyor ki spor gibi böyle ülke tanıtımına katkıda bulunacak olan bir alan daha çok sahiplenilsin. Diğer ülkeler ne yapıyorsa bizim de aynısını yapmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Eğitimli ile eğitimsizin bir yarışı var ortada. Biz maalesef ikinci grup olan eğitimsiz gruptayız. Çocukları yetiştirmek konusunda kendimizi geliştiremedik. Türkiye’de her konuda altyapı sorunu var. Şehirlerde, evlerde, ailelerde, çocuklarda ve sporda. Altyapı diye bir şey maalesef yok. Avrupa’da bir laf vardır, ‘Türk gibi başla Avrupalı gibi bitir’ diye. Avrupa’da istikrar ve sabır var. Alır en başından sindire sindire bir insanı başa getirirler. Bizde de hemen her şey olsun istenir. Çok kısa vadede hemen başarı talep ederiz. Hemen bir şey olsun isteniyor. Hiç şöyle düşünülmüyor, ‘ben bir temel atayım her gelen bir taş atarak yükseltsin’ diye bir mantık yok. Bakın Türkiye’de futbol alanında 100 yılı aşkın kulüplerimiz var. Her yıl bir taş koysalardı yüz taş edecekti. Fakat ortada ne taş var ne de başka bir şey. Hala idari olmayan yapılaşma sıkıntısı olan yönetim tarzlarıyla bir şeyleri götürmeye çalışıyoruz. Bu mantık, bu düşünce kime yarıyor ne oluyor bilemiyorum tabi. Değişen bir şey de yok. 42 yıldır aynı şeyleri konuşuyoruz. Bir şeylerin değişmediğini görmek içimi acıtıyor” dedi.

Öğrencilerden milli takım tezahüratı
Maslak 1453 kampüsündeki seminerde öğrencilerin sorularını yanıtlayan Vural, öğrencilere "Mini bir anket yapalım, Milli Takım’a benim gelmemi ister misiniz?" dedi. Soru üzerine salondan büyük bir tezahürat yükseldi. Öğrenciler, alkışlarla Yılmaz Vural’ı Milli Takım’da görmek istediklerini gösterdiler.

“Erol Erdal Alkan olayı tam bir orta oyunu, araştırılmalı”
Son olarak da A Milli Takım aday kadrosunda yer aldığı için eleştirilen Erol Erdal Alkan için de yorumlarda bulunan Vural, “Mircea Lucescu ben maçta gittim izledim demişti oyuncu için. Çocuğun babası bir televizyon kanalına bağlandı ve dedi ki biz Lucescu’yu görmedik. Çocuğun biraz CV’sine bakılıyor ben de tanıyorum kendisini Türkiye’deki kulüplerde çok az oynamışlığı var. Şu an Hollanda’nın ikinci lig takımlarında düşmeye aday bir takımda oynuyor. Orada biraz daha fazla oynamış ve A Milli Takımı’na seçilecek kadar değerli bulunmuş. Hoca seyrettim diyor, babası görmedim diyor. Hoca maçtan sonra demeç veriyor, ben bir sürü oyuncuyu burada gördüm diyor. Yani tam bir orta oyunu. Gerçekten hiç hoş değil. Ben o çocuğun üzerinden bir şey demek istemiyorum. Fakat dedikodular çok çirkin. İşin içinde menajerlerin olduğu söyleniyor, empoze edildiği söyleniyor, bu çok büyük bir komedi. Eğer böyle şeyler varsa bu konu kesinlikle araştırılmalı. Çıksın ortaya ki bir şeyleri bitirelim artık. Futbola sadece bir spor diye bakamayız. Bu, insanların ilgisini çeken çok önemli bir olaydır. Dolayısıyla buna kimsenin zarar vermesine hakkı yok. Yani kısacası çok saçma sapan bir olay. Bu tarz olumsuzluklar umarım zaman zaman bir şeylerin doğru yapılması için bir başlangıç olur. Bu konuda umarım yetkililer iyi bir değerlendirme yapar” şeklinde konuştu.

Güneyligil: "Önce eğitim, sonra spor"
Türkiye’deki kız çocuklarının spora yönlendirilmesi üzerine değerlendirmelerde bulunan Ataman Güneyligil, “Kız çocuklarının spora yönlendirilmesi konusunda büyük şehirlerde, metropollerde bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum ama diğer bölgelerimizde eğitime bile gönderilmekte zorlanan çocuklar, kız çocukları özellikle daha az gönderiliyor. Onlara daha az şans veriliyor ama profesyonel açıdan bakıldığı zaman ben bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Hatta kadınların kendilerini en iyi ifade etme şeklinin spor olduğunu son dönemde yakaladıkları başarılarla görüyoruz. Ortadaki önyargıların sebebi eğitim. İlk önce aileler çocuklarını ilkokula, ortaokula gönderecekler ki ondan sonra niye spora göndermediklerini tartışacağız. Önce okul, önce eğitim. Bazı bölgelerde maç yapamıyoruz, kız çocuklarının ne kadar spor izleyebildiğini bile açıkçası bilmiyorum. İzlemeleri, örnek alacakları kişileri görmeleri gerekiyor ama bu fırsat onlara tanınıyor mu açıkçası emin değilim” ifadelerini kullandı.
Semineri organize eden Nişantaşı Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Umut Başoğlu, Türkiye’de Beden Eğitimi ve Spor Eğitimcileri’nin yetiştirilmesinde ülkemizdeki meslek erbaplarının öğrencilerle bir araya gelmesinin değerli olduğunu belirterek, buna benzer seminerlerin sayısının artacağını söyledi.
Yorumlar
    Bu haberi için henüz yorum yapılmadı!
Yorum Yapın